Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz anne? Çocuklara savaşı anlatmak…

“Ya burada da savaş çıkarsa, ben ölmek istemiyorum!”

Bunu söyleyen 9 yaşında bir çocuk… Oyuncaklarını, en sevdiği kıyafetlerini, hafta sonu gitmeyi istediği etkinlikleri düşünmesi gerekirken o Ukrayna’da savaşın ortasındaki çocukları, anneleri, babaları ve askerleri düşünüyor. “Ya aynısı bize de olursa ne yapacağız, ben ölmek istemiyorum” diye kaygı duyuyor.

Ağlayan, sığınaklarda saklanan ve hatta yaralanmış çocukların fotoğrafları, videoları, haberlerde ve sosyal medyada gösteriliyor. Tıpkı yetişkinler gibi dünyanın dört bir yanındaki çocuklar da bu üzücü görüntülere maruz kalıyor. 

Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz anne Çocuklara savaşı anlatmak...

“ÇOK KORKUYORUM ANNE”

Annesiyle her gece uyumadan önce sohbet eden 9 yaşındaki Ümran Mira o gece çok sakindi. Çok az konuşuyordu ve her zamankinden daha durgundu. Kısa bir sohbetten sonra annesi tam “İyi geceler” deyip ışığı kapatacakken Mira, “Çok korkuyorum anne” dedi. Annesi yine kızının karanlıktan korktuğunu düşündü ve “Gece lambasını açık bırakayım mı?” diye sordu. Aldığı cevap çok sarsıcıydı: “Hayır karanlıktan değil ölmekten korkuyorum. Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz ?” 

Annesi duydukları karşısında şok olmuştu. Mira pandeminin başından beri sevdiklerini kaybetmenin endişesini yaşadığı için o oturma odasında olduğu zamanlarda haberler açılmıyordu; kendi sosyal medya hesapları yoktu ve sadece oyun oynamak için tablet kullanmasına izin veriyorlardı. Peki bu çocuk savaş hakkında ne biliyordu, ne görmüştü de ülkesinin içinde bulunmadığı bir savaştan dolayı ölüm korkusu yaşamaya başlamıştı?

Annesi tek kelime edemedi, öylece kalakaldı ama bütün gece uyumadı.

Sabah okul için hazırlanırken annesi Mira’ya “Savaş hakkında ne biliyorsun kızım? Nereden duydun bunları?” diye sorduğunda, okulda arkadaşlarının konuştuğunu, çocukların bombalardan kaçmak için sığınaklarda yaşadığını, yaralı insanların doktorsuz kaldığını, bazı anne ve çocukların öldüğünü duyduğunu söyledi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. “Oradaki çocuklar çok korkar, keşke buraya gelseler biz onlara baksak” diyebildi sadece.

Annesi Mira’dan duygularını bir kağıda yazmasını istedi ve akşam bunun üzerine uzun uzun konuşacaklarını söyledi. Mira okul dönüşü elinde bir parça kağıtla geldi.

Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz anne Çocuklara savaşı anlatmak...

Mira’nın kaleminden dökülen o duygu yüklü cümleler şöyleydi:

Haberlerde izlediğimde o küçücük çocukların yüzlerindeki korku beni çok etkiledi. Bu savaşlar neden olur? Keşke çocuklar ölmese, ailesinden ayrılmasa, yüzleri hep gülse. Çocukların savaşta ailesini kaybetmesi ne kadar kötü değil mi anne? Keşke anneler hep gülse, çocuklar her kapı çaldığında karşılarında babalarını görseler. Anne Allah çocukları sever değil mi? Her gece dua ediyorum, sesimi duyar mı? Onları korur mu?

Anne düşmanların çocukları yok mu? Hiç üzülmezler mi? Onlar da anne baba değil mi? Ben savaşla kaybedilen bir dünyada yaşamak istemiyorum. Savaşsız bir dünya istiyorum.

Bu satırlar 9 yaşındaki Mira’nın minicik yüreğinde savaş ile ilgili yaşadığı kaygıyı ve endişeyi gözler önüne seriyor. Savaş haberlerine bir şekilde maruz kalan binlerce çocuktan biri o… Yaralı askerleri, çaresiz anneleri ve çocuklarını görüyor, onlar için üzülüyor ve “Bizde de savaş çıkar mı?” diye korkuyor.

Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz anne Çocuklara savaşı anlatmak...

GERÇEKLERİ ÇOCUKLARDAN GİZLEMEYİN

Savaş bizden uzakta olsa bile çocuklar bu olan bitenin farkındalar ve biz hissetmesek de korkuyorlar.

Uzmanlara göre çocuklar için bilinmezlik ve cevapsız sorular ürkütücü. Bu yüzden onlarla savaş hakkında konuşmak gerekiyor. Konuyu onların farkındalığından uzak tutarak mutluluklarını korumak, ebeveynlere kendilerini daha iyi hissettirse de gerçekleri çocuklardan gizlemek doğru değil.

 

ONLARI CİDDİYE ALIN

İngiltere’de psikolog olarak görev yapan Lee Chambers, “Çocukların haberleri sizden almamaları, başka yerden bilgi almadıkları anlamına gelmez” diyor.

Chambers, çocuklarla Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş hakkında gelişimine uygun ve güven verici bir konuşma yapmanın mümkün olduğunu, ancak dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

Herkese uyan tek bir yaklaşımın olmadığını çünkü bütün çocukların birbirinden farklı olduğunu sözlerine ekleyen Chambers, “Onları ciddiye alın ve haberlerde gördüklerini ve duyduklarını birlikte tartışın. Ne izlediklerini ve okuduklarını takip ederek, çocukların endişelerini ve savaş korkularını daha da kötüleştirebilecek yanlış bilgi kaynaklarından kaçınmalarına yardımcı olabilirsiniz” diye konuşuyor.

YAŞANAN GÜVENSİZLİK KAYGIYA YOL AÇIYOR

Dr. Uzman Psikolog / Sosyolog Serap Duygulu, çocuklar üzerinde savaşın olası birkaç farklı etkisinden bahsetmek gerektiğini belirtiyor. Bunlardan birincisi, doğrudan savaşı gören, yaşayanlar; ikincisi yakınlarını, anne babasını kaybedenler ve üçüncü olarak da savaş ortamında olmasa bile iletişim araçları vasıtasıyla savaşa ve savaşın yaşattığı dehşete tanık olanlar.

Dünyanın neresinde olursa olsun bir savaş yaşandığını, insanların canlarının tehlikede olduğunu ve sevdiklerini kaybettiklerini bilmek, kişiye kendini kötü hissettirir. Bunun sonucunda yaşanan güvensizlik duygusu kaygıya yol açar. Duygulu, özellikle sosyal medya ya da televizyonlar aracılığıyla neredeyse 24 saat savaş görüntülerine maruz kalmanın çocuklarda ciddi kaygılara neden olduğunu, bu çocukların kendisi ve ailesi için korku geliştirebileceğini önemle vurguluyor.

Aslında savaş, şiddet ve terörün dünya gündeminden hiç düşmediğini de hatırlatan Duygulu, tüm bunların çocuklar üzerindeki psikolojik etkisine şu sözlerle değiniyor:

“Ne yazık ki 90’lı yıllarda doğan ve ekonomik çöküş, işsizlik, terör, savaş ve göç gibi gerçeklerle internet yüzünden erken yaşta yüzleşmek zorunda kalan çocuklar, kendilerini fiziksel olarak etkilemese bile dünyanın dört bir yanındaki acıları psikolojik olarak deneyimliyorlar. Aynı şekilde dünya tarihinde ilk defa 11 Eylül, Madrid ve Ankara bombalamaları, Paris saldırıları, dünyanın farklı yerlerindeki terör olayları gibi yüksek dozda şiddete tanık oldular. 2000’li yıllarda doğan çocuklar da 2020’de ortaya çıkan Covid-19 pandemisiyle tanışmak zorunda kaldı. Biz ne kadar engellemeye çalışsak da çocuklar da bu gündeme tanık oluyor.”

TELEVİZYONUN SÜREKLİ AÇIK DURMASI TEHLİKELİ Mİ?

Diğer yandan yetişkinler de savaş nedeniyle dünyanın durumu hakkında endişelendiğinden, evlerdeki televizyonlar sürekli izlenmese bile her güncellemeden haberdar olmak için sürekli açık tutuluyor. Ancak psikologlar bunun evdeki çocuklar üzerinde etkileri olabileceğini söylüyor.

Chambers, çocukların sünger gibi olduğunu olduğunun, çoğu zaman fark ettiğimizden çok daha fazlasını emdiklerinin ve füze, tank ve şiddet görüntülerine yakından bakıyor olabileceklerinin altını çiziyor.

‘SAVAŞI YAŞINA UYGUN KELİMELERLE ANLATIN’

Bu süreçte çocuklarla konuşurken kullanılan dilin çok önemli olduğunu çünkü anne babasının sürekli endişelendiğini gören çocukların aynı kaygıyı büyüterek sahiplendiğini belirten Duygulu, savaşın kötü olduğunu, insanların zarar görebildiğini çocuğun yaşına uygun kelimelerle anlatmak, gereksiz ayrıntılardan uzak durmak ve çocuğa güvende olduğu duygusunu hissettirmek gerektiğini vurguluyor.

“Çocuklar eğer savaş görüntülerine çok sık maruz kalmışlarsa sözleriyle, davranışlarıyla bunu ortaya koyarlar. Uyku ve yeme düzeninde bozulmalar yaşanır. Yalnız kalmaktan korkma, ölümle ilgili sorular ve ölmekten korkma ya da odaklanma sorunları ile bu konuda sıkıntı yaşadığına dair ipuçları verir” diyen Duygulu, bu süreçte çocuğun düzeninin bozulmamasını sağlamanın, ilgisini çekecek farklı uğraşlara yönlendirmenin ve elbette ki uzman desteğinin çok önemli olduğunu sözlerine ekliyor.

Prince Edward Island Üniversitesi’nde çocuk klinik psikoloğu olan Prof. Stephen Butler, çocuklarla savaş hakkında yapılacak konuşmanın basit ve anlaşılır olmasını tavsiye ediyor. Butler, ebeveynlere, çok fazla bilgi veya çok fazla ayrıntı vermekten kaçınmalarını, bunun yerine çocuğa ve onların düşüncelerine veya duygularına odaklanmalarını öneriyor.

SORULARA AÇIK OLUN

Florida’da yaşayan bir psikolog olan Wendy Rice, “Elbette bilgi edinmeye devam edebilirsiniz. Ancak özellikle küçük çocuklarınız varsa, uygun olan görüntüleri onlarla birlikte izleyin. Böylece size bazı sorular sorabilirler ve siz de onlarla neler olup bittiği hakkında konuşabilirsiniz. Çocuklarınız çok meraklı olabilir ama bu konuyla ilgilenmiyorlarsa veya soruları yoksa bu da sorun değil” diyor.

Çocuk ve ergen psikiyatristi ve yaşam koçu Annie Hempstead, ebeveynlere açık uçlu sorular sorarak ve ardından dinlemeye devam ederek başlamalarını tavsiye ediyor. “Çocuklarınıza nasıl hissettiklerini, ne duyduklarını ve ne düşündüklerini sorun ve söylediklerini dikkatle dinleyin. Çocukları endişeleri hakkında konuşmaya davet etmek iyi bir fikirdir, ancak bazı çocukların hayatlarının diğer ve belki de daha mutlu kısımları hakkında düşünmek ve konuşmak isteyeceğini unutmayın. Neyi paylaşmak istediklerini seçmelerine izin verin.” diyor.

Dr. Hempstead, çocukların onları rahatsız eden şeyler hakkında konuşmak için zamana ihtiyaçları olduğunun da altını çiziyor ve ekliyor: “Savaşla ilgili endişelerini dile getirirlerse, onlara ne bildiklerini ve nasıl hissettiklerini sorarak başlayabilirsiniz. Ardından yanıtlarını gerçekten dinleyin. Gelişim seviyelerine bağlı olarak, kendi duygularınızı paylaşabilirsiniz. ‘Bir ebeveyn olarak bazen korkabilirim’ gibi cümlelerle ebeveynlerin bile duygularının doğal olduğunu ve endişeli olsak bile iyi olduğunuzu modelleyebilirsiniz.”

Hempstead, çocuğunun geri çekildiğini, normal aktivitelerinden zevk almadığını, iştahının değiştiğini gören  ebeveynlerin profesyonel yardım alması gerektiğini söylüyor.

“Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını durdurmak için doğrudan yapabileceğiniz çok az şey var, bu yüzden kendimizi çaresiz hissediyoruz” diyen Hempstead, hem sizin hem de çocuklarınızın duygusal olarak güçlenmesini sağlayacak bazı şeylerin yapılabileceğini hatırlatıyor. Örneğin, Ukraynalı çocuklara ya da askerlere kart göndermek, para yardımı toplamak, pasta-limonata vb. standı açıp gelirini savaş mağdurlarına göndermek gibi…

Hempstead, “Dünyada iyiliği teşvik etmek için harekete geçmeye başladıklarında, her yaştaki çocuk kendini daha iyi hisseder, buna şüphe yok. Bu yapabileceğimiz en iyileştirici şeylerden biri ve insanlara karşı nazik olmak kadar basit” diyor.

Biz de o insanlar gibi ölecek miyiz anne Çocuklara savaşı anlatmak...

ONLARA ÇOCUK OLMANIN SORUN OLMADIĞINI HATIRLATIN

New Yorklu psikolog Chloe Carmichael ise “Çocuklarınıza harekete geçerek ve başkalarına yardım ederek streslerini yönetebilmeyi öğretebilirsiniz. Bunu öğretirken onlara çocuk olmaya ve eğlenmeye devam edebileceklerini hissettirin” diyor ve ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor: “Başkalarına yardım etmenin önemli olduğunu, ancak onların da kendilerine bakmaları gerektiğini pekiştirdiğinizden emin olun. Haberleri kapatın, dışarıda dolaşın ve birlikte eğlenin.”

Carmichael, dünyanın belirsiz göründüğü zamanlarda, çocukların mola verip ve hayattan zevk almanın değerini öğrenmek için hayatlarındaki yetişkinleri örnek alabileceğinin altını çiziyor ve ekliyor.

“Çocuklarınızla yapacağınız konuşmalar yaşlarına uygun bir dille olmalı, savaşı normalleştirmekten kaçınırken, onlara güvende olduklarını hatırlatmaya çalışın. “

Carmichael, ayrıca çocukların güvenliğini sağlamanın onun korkularını önemsiz kılmak pahasına olmaması gerektiğini de dile getirerek,  “Bazen en çok ihtiyaç duydukları şey, duygularını bir yetişkine rahatça ifade edebileceklerini ve birinin onlarla ilgileneceğini bilmektir” diyor.