4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri…

Haftalardır devam eden savaşta en korkulan döneme girildi. Uluslararası kamuoyu için çatışmalar ve yıkım giderek olağan bir hâl almaya başladı. Barış olasılığı ise henüz ufukta görünmüyor…

Şehirlere taşınan savaşta iki ateş arasında kalan çoğu anne de çocuklarını kurtarmak için türlü yollar ararken bir taraftan da hayatta kalmaya çalışıyor.

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Genç bir kadın Mariupol’de bulunan sığındakta, zor şartlar altında çocuklarıyla ilgileniyor. Fotoğraf: AP

HAYATTA KALMAK TESADÜF HALE GELDİ

The New York Times’a konuşan dört kadın hayatta kalmanın neredeyse “tesadüf” haline geldiği Ukrayna’nın Kiev, Mariupol, Bucha ve Irpin kentlerinde yaşadıkları zorlukları, kaçış yolunda başlarına gelenleri anlattı.

Bu amansız kuşatmanın içerisinde, ölümle burun buruna yaşayan insanlara yardım için sivil inisiyatifler türlü yollar deniyor. Geçtiğimiz günlerde tek başına 25 kişiyi kuşatma altındaki Mariupol’den kurtaran Roman Kruglyakov’un hikâyesi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Üç gün boyunca bombalanan şehre giderek mahsur kalan ailelerin tahliyesine yardım eden Kruglyakov, kadınları ve çocukları şehirden çıkartmayı başardı.

Tüm yaşantılarını, anılarını geride bırakmak zorunda kalan ve savaş esnasında aileleriyle bağları kopan kadınlar bugünlerde karşı karşıya kaldıkları “geleceksizlikle” başa çıkmak için yollar arıyor. 

‘ÇATIŞMALARIN ÇOK ÇABUK SONLANACAĞINI DÜŞÜNDÜK’

37 yaşındaki iki çocuk annesi Daria Peshkova’da liman kenti Mariupol kuşatmasından sağ çıkmayı başaran kişilerden. Rus ordusunun iki haftadır aralıksız saldırdığı kentte mahsur kalan genç kadın başından geçen korku dolu anları anlatmaya koyuluyor:

“Bu çatışmanın çok çabuk biteceğini düşündüğümüz için evimizi toplamamıştık bile. Ama aniden başlayan bombardıman ve şiddetli çatışmalar sonrasında bu savaşın hiç de kısa Sürmeyeceğini anlamış olduk. Mart ayının ilk günlerinde sularımız akmıyordu, elektrik, doğalgaz yoktu ve telefon bağlantıları kopmuştu. Kentten ayrılmamız gerektiğini anlamıştık ve yola çıkmak için çareler arıyorduk.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Kuşatma altındaki Mariupol kentinden kaçarak Ukrayna’nın batısındaki Lviv’deki tren istasyonuna gelen oğlunu kucaklayan bir anne. Fotoğraf: AP

Peshkova, insani koridorun açılacağı haberinin ardından umutlanmış ve arkadaşlarıyla bir araya gelerek yola çıkmışlar.

Birkaç hafta önce Ukrayna Başbakan Yardımcısı İrina Vereşuk, kuşatma altındaki Mariupol kentinden sivillerin tahliye edilemediğini açıklaması endişeleri arttırmıştı. Fakat tam bu sırada biri çıktı ve kuşatmanın içinden tam üç kez sıyrılarak kente girmeyi başardı. 25 kişiyi kuşatma altındaki kentten çıkartmayı başaran Roman Kruglyakov, “Bodrumlardan insanları almaya gittim ama benimle gelmek istemediler. Korkuyorlardı. Her gece bir binanın yerle bir edildiğini söyledim ve onları sığınaktan zorla çıkarttım. Şehrin içinde kalsalardı onları neyin bekleyeceğini biliyordum” dedi.

‘İNSANİ KORİDORUN AÇILDIĞINA İNANDIRAMADIK’

Savaşın yarattığı yıkımdan kurtulmanın o kadar kolay olmayacağını bu yolculuk süresince anlayan genç kadın 120 otomobilin oluşturduğu konvoyla birlikte güvenlik koridorlarına doğru hareket etmiş.

Peshkova, yolculuğun ilk zamanlarını şu sözlerle anlatıyor:

“Çok sayıda arkadaşımı ve tanıdığım insanı orada görmüştüm. Bombardımandan parçalanan yollarda bir şekilde ilerlemeyi başardık ve yaklaşık altı kontrol noktasında durdurulduk. Bunların hepsi Rus güçleriydi. 40 kilometrenin ardından bir yedincisine gelmiştik ki, buranın Donetsk Halk Cumhuriyeti kontrol noktası olduğunu gördük. Orada bulunan silahlı güçler, insani koridor hakkında kendilerine bir bilgi verilmediğini ve bölgeyi terk edemeyeceğimizi söyledi.”

Bunun ardından 5 saat boyunca yol kenarında beklediklerini söyleyen Peshkova, konvoyda çok sayıda hamile kadının ve çocuğun olduğunu hatırlıyor.

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Daria Peshkova, Mariupol’den ayrılmadan önce kızı Oleksandra Peshkova (8) ile birlikte… Fotoğraf: Daria Peshkova

‘YOLDA İLERLERKEN ETRAFA SAVRULAN İNSAN PARÇALARINI GÖRÜYORDUK’

Soğuk havada beklemekten yorgun düştüklerini belirten genç kadın, tam bu esnada çevredeki köydekilerin imdatlarına yetiştiğini söylüyor ve kendilerine uzanan yardım eline ilişkin şunları ekliyor:

“Hava çok soğuktu ve yeterli benzinimiz olmadığı için de otomobilleri ısıtamıyorduk. Sonrasında çevre köylerden birinde oturduğunu ve bize yardım etmek istediklerini söyleyen yaşlı bir adam yanımıza geldi. Bize sıcak süt verebileceklerini ve köy okulunu ısıtarak bizi orada misafir edebileceklerini söyleyince hepimiz doğruca köye gittik.”

Kontrol noktasından izin çıkmayınca alternatif yollar aramaya başlayan grup, dört kişilik bir keşif ekibi oluşturarak farklı rotalar bulmaya çalıştı. Bilinen yolların çok tehlikeli olduğunu belirten Peshkova, “Çocukları saklayarak sakince farklı bir yoldan ilerlememiz gerektiğine karar verildi. Fakat, bu güzergâhta ilerlerken yanan askeri araçları ve ölü asker bedenlerini gördük. Yürürken etrafa savrulan insan parçaları karşımıza çıkıyordu” sözleriyle içinde bulundukları felaket tablosunu açıklıyor. 

Roman Kruglyakov tahliyelerle ilgili ayrıca şunları söyledi:“Bu insanlar tamamen umutsuzluk içinde. Bodrumlarda kalıp insani yardım konvoyunun kendilerini kurtaracaklarını düşünüyorlar; ama bu asla olmayacak. Ne şimdi ne de önümüzdeki birkaç gün içinde kimse çıkıp onları kurtarmayacak. Ayrıca, Ukrayna medyası insanların Zaporizhzhia’ya tahliye edildiğine dair yanıltıcı bilgiler paylaşıyor. Arabası olan biri çıkıp sizi kurtarmadıkça, insanlar komşu kentlere gitmek için bile 86 kilometre yol yürümek zorunda.”

‘MARİUPOL’DE İNSANLAR DONARAK HAYATINI KAYBEDİYOR’

Mariupol’da feci bir insani krizin yaşandığını söyleyen 37 yaşındaki iki çocuk annesi genç kadın, insanların Mart ayının başlarında su dahi bulamadıklarını ifade ediyor.  

Mariupol’de geriye hiçbir şey kalmadığını, sadece ölen yüzbinlerce insan cansız bedenlerinin kaldığını söyleyen Peshkova, şehirde geçirdikleri zaman içinde suyu çocuklar ve yaşlılar arasında bölüştürdüklerini açıklıyor ve devam ediyor:

“Biz sadece dudaklarımızı ıslatıyorduk. Susuzluktan ölmemek için bunu yapmamız gerekiyordu. Bununla birlikte bir diğer sorun aşırı soğuklardı. Şu ana Mariupol’de hava sıcaklığı sıfırın altında. İnsanlar soğuktan donarak hayatını kaybediyor. Bugün kentte mahsur kalanlar binlerce insan su bulamadığı için radyatörlerdeki suları içmek zorunda kalıyor.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Geçtiğimiz haftalarda İrpin kentinden tahliye edilen kadınlar, yaşlılar ve çocuklar. Fotoğraf: Alamy 

‘BOMBARDIMANLARDA KİMSE BİR DİĞERİNİ BEKLEMİYOR’

Kiev’in kuzeybatısındaki Irpin kentinde yaşayan ve bir reklam ajansında muhasebecilik yapan 33 yaşındaki bir çocuk annesi Alyona Zub-Zolotarova’nın da başına gelenler diğer kadınlardan farklı değil.

Savaşın başlangıcında, ihtiyaç sahiplerine, hastanelere ve orduya yemek hazırladıklarını söyleyen Zolotarova, işgalin sekizinci gününde Rus birliklerinin komşu şehr Bucha’yı işgal etmesinin ardından hızlıca Irpin’i terk ettiklerini belirtiyor.

“Her şeyimizi toparlayıp bir an önce kenti terk etmemiz gerektiğini öğrendiğimiz anda şiddetli bir bombardıman başladı” diyen 33 yaşındaki genç kadın sözlerine şöyle devam etti:

“Hayatımda hiç böyle bir şey duymamış, görmemiştim. Hepimiz otomobillere atladık ve hareket ettik. Önümüzdeki aracı bir süre sonra kaybettik ama bombalama çok yoğun olduğu için onu arama fırsatımız yoktu. Bu anlarda kimse bir diğerini bekleyemiyor. Hayatınızı kurtarmak daha öncelikli bir hal alıyor.”

‘AĞLAMAYA HAKKIM YOK!’

Geride bıraktıkları dostlarını ve arkadaşlarını sıklıkla düşündüğünü söyleyen Zolotarova, şehrin tahliyesinde ölen arkadaşlarının yasını hâlâ tutuyor.

“Benim için en korkunç an Irpin’den ayrıldığımız zamandı. Ruslar kente girmiş, 800 metre ilerideki anaokulundan alevler yükseliyordu. Tahliye işlemleri sırasında üç arkadaşım öldürüldü. Onlar hâlâ gözümün önünden gitmiyor.”

“Yaşadıklarımın ardından ve tanık olduğum şeylerden sonra bugün hiçbir şeyden şikâyet edemem” diyen Zolotarova sözlerine şöyle devam ediyor:

“Harika bir Polonyalı aile tarafından karşılandık. Bu aile bize yiyecek ve yatacak bir yer verdi. Ama diğer taraftan, ülkemde kalan, yiyeceği olmayan, öldürülen insanlar için çok endişeliyim. Kocam ülkesinde yaşama hakkını savunmak için Kiev’de kalmayı tercih etti. Onun için güçlü olmak zorundayım. Her zaman ona dua ediyorum ve tüm yaşadığım şeylerin ardından ağlamaya hakkım olmadığını biliyorum.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Maria Nuzhna, kızları Sofiia (12) ve Solomiia (7) ile birlikte Kiev’in batısındaki Andriyivka’da köyündeyken… Fotoğraf: Maria Nuzhna

‘RUS ASKERLERİ EVİMİZE SOKMADIK!’

Kiev’de yaşayan iki çocuk annesi 36 yaşındaki iç mimar Maria Nuzhna’da çocuğuyla birlikte savaşın içinden kurtulabilen kişiler arasında. Savaşın başlamasıyla Kiev’in bir buçuk saat batısındaki küçük Andriyivka köyünde ailesinin evine sığınan Nuzhna, Rus güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından, ailesiyle birlikte evlerini terk etmek zorunda kalmış.

“Ailemin evindeyken günlük tutmaya başladım. Bir noktadan sonra günleri karıştırmaya başladığım ve bütün zaman algım dağıldığı için günlük tutma fikri oldukça cazip gelmişti. Bugün hâlâ bunu yapmayı sürdürüyorum” diyen 36 yaşındaki genç kadın, Rus güçlerinin bölgeye geldiği gün yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Evimizin hemen yanındaki eski bir çiftliğe Grad roketatar sistemini kurdular. Çıkarttığı sesler o kadar korkutucu ki bunu size tarif etmem imkânsız. Ayrıca ilk geldiklerinde belgelerimizi kontrol ettiler. Eve girmek istediklerinde ise eşimin annesi tarafından durduruldular. Onlara evde çocuklar olduğu için eve giremeyeceklerini söyledi.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Alyona Zub-Zolotarova ve 8 yaşındaki oğlu Zakhar Zub-Zolotarov. Fotoğraf: Alyona Zub-Zolotarova

‘UKRAYNA’NIN ORDUSU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORLARDI, YABANCI ASKER ARADILAR’

“Askerler garip bir şekilde köyde yabancı asker arıyorlardı” diyen Nuzhna, Rus güçlerinin Ukrayna’da ordu olmadığını ve bu yüzden yabancı savaşçıları aradıklarına tanık olmuş.  

“Bize, ‘Sizi korumak için buradayız’ dediklerinde, ‘Kimden?’ diye sordum. Gerçekten de köyde yabancı askerleri arıyorlardı. Rusya’nın NATO ve Batılı güçlerle savaş halinde olduğunu düşünüyorlardı.”

Rus güçlerinin bölgeye yerleşmesinin ardından yaşamanın giderek zorlaştığını söyleyen genç kadın, “Arabayla oradan uzaklaştık. Ailem yanımdaydı ama bir taraftan arabayı kullanıyor bir taraftan da ağlıyordum. Her yer harabe halindeydi” diyor.

‘HER ŞEY O KADAR NORMALDİ Kİ, PARALEL BİR GERÇEKLİK GİBİYDİ’

Bir süre sonra Ukrayna’nın batısında bulunan ve Romanya sınırına yakın Ivano-Frankivsk şehrine ulaşan aile gördükleri karşısında büyük bir şok yaşamış. Hayatın neredeyse normal işleyişinde olduğunu söyleyen Nuzhna şunları söylüyor:

“Kente girdiğimizde, kıyafet almak için bir alışveriş merkezine girdik. Birbirinin doğum gününü kutlayan, çiçek veren neşeli insanları gördüğümde buna bir anlam veremedim. Paralel bir gerçeklik gibiydi; sanki bir rüyadaydım. Bu çok garip bir duyguydu.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Ukrayna’nın başkenti Kiev’de kadın ve çocuklar tahliye ediliyor… Fotoğraf: AP

‘FARK EDİLMEMEK İÇİN MUM DAHİ YAKAMAZ HALE GELMİŞTİK’

Televizyon programlarına senaryo yazan ve aynı zamanda gazetecilik yapan üç çocuk annesi 46 yaşındaki Vika Kurilenko, günlerce süren şiddetli çatışmalardan sonra Rus güçleri tarafından ele geçirilen Kiev’in kuzeybatısındaki Bucha kentinden çocuklarıyla birlikte kaçmayı başarmış.

Kurilenko, işgalin başladığı gün kızı ile dişçiye doğru giderken patlama sesleri ile irkilmiş. Savaşın ortasında eşi ve üç çocuğuyla kalan Kurilenko yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:

“Evden çıktığımızda korkunç sesler duymaya başladık. Gökyüzü gürlemeye başlamış, siyah dumanlar her yanı kaplamıştı. Çok tuhaf bir andı. Sanki bir kâbusun içinde gibiydim. Ardından savaş uçakları gökyüzünde belirmeye başladı ve o esnada, kenti terk etmek için yollara çıkan binlerce aracın oluşturduğu yoğun trafiğe takılıp kaldık.”

Ne yapmamız gerektiğini düşünürken binamıza isabet eden bir top mermisi ile sarsıldık. Bina yıkılmamıştı belki ama tüm altyapı hasar görmüştü. Su, elektrik ve ısınma sistemleri çalışmaz hale gelmişti. Dördüncü gün telefonlar da kesildi.

Artık sokağa çıktığımızda görülmekten veya duyulmaktan korkuyorduk. Şehir Rusların kontrolündeydi ve biz pencereden görülmemek için mum dahi yakamaz hale gelmiştik.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Vika Kurilenko ve 5 yaşındaki en küçük kızı Marina bir otobüs yolculuğu esnasında. Fotoğraf: Vika Kurilenko

‘RENKLİ BİR ŞEHİRDEN GERİYE KOCA BİR DÜZLÜK KALMIŞTI’

Ailelerin dağıldığı ve iletişim hatlarının yok edildiği kentte, yakınları ile temas kurmak için her yolu denediğini söyleyen Kurilenko, “Bir ara çatıya çıkarak cep telefonu sinyali yakalamaya çalıştığımı hatırlıyorum” diyor.

O ana kadar sığınaklarda kalan ve görülmemek için azami çaba sarf eden Kurilenko, o saniye karşılaştığı manzara karşısında nasıl şoka girdiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Gördüğüm manzara karşısında donup kaldım. Bizim çok canlı bir şehrimiz vardı. Bir sürü alışveriş mağazası, ışıl ışıl ve ağaçlarla çevrelenmiş sokaklar, nehir akıntısı ve sabaha kadar hareketli bir şehirden geriye koca bir düzlük kalmıştı. Dışarıya baktığımda sanki bir bozkırın ortasındaymışız gibi hissettim. Işık yoktu, karanlık bir gökyüzünün altında tek bir ışık dahi yanmıyordu. Bir tür kıyameti yaşıyorduk; güzel kasabamızdan geriye bir şey kalmamıştı.”

4 ŞEHİR 4 KADIN | Yerle bir olan kentlerden sağ kurtulan kadınların hikâyeleri...Mariupol kentinde devam eden çatışmalarda eşini kaybettiğini öğrenen bir kadın hastane koridorunda çocuklarına sarılarak ağlıyor. Fotoğraf: AP

‘BİR SONRAKİ HEDEF BİZ MİYİZ?’

Rus ordusu, işgalin beşinci gününde Bucha kentinin kontrolünü ele geçirdi. O gün yanlarına gelen gözü yaşlı bir kadının kendisinden yardım istediğini hatırlayan Kurilenko, “Eşine yardım etmemiz için bize yalvardı. Yaşlı adam ailesini kentten çıkartmak için dışarı çıktığı zaman Rus askerlerince açılan ateş sonucunda vurulup yaralanmış” diyor ve şunları ekliyor:

“Yürüyemiyordu. Onu vurulduğu yerde boylu boyunca yatarken bulduk. Hemen sırtladık ve içeri taşıdık, bizimle gelen doktor da yarasını bandajla sardı ama bir sorun vardı; hiç ilacımız kalmamıştı. Ambulansı arayamazdık çünkü yoktu; ilaç alacağımız bir eczane de kalmamıştı. O adama daha sonra ne olduğunu hiç öğrenemedim.”

Gözden Kaçmasın

Kavga kaçınılmazsa önce sen vur Putin’in özel hayatından bugüne ipuçları: Demir perdenin arkasındaki adam kim‘Kavga kaçınılmazsa önce sen vur!’ Putin’in özel hayatından bugüne ipuçları: Demir perdenin arkasındaki adam kim? #PUTİN#VLADİMİR PUTİNMariupol cehenneminde 20 gün Ruslar onların peşindeydi, o iki gazeteci anlattı:Mariupol cehenneminde 20 gün! Ruslar onların peşindeydi, o iki gazeteci anlattı: #MARİUPOL#EVGENİ MALOLETKA

Şehir savaşının şiddetinin giderek artması ve insani krizin her geçen gün derinleşmesinin ardından Kurilenko, yalnız başlarına bile olsa şehirden çıkmaları gerektiğini anlamış.

“Sadece oradan çıkmamız gerektiğine dair içimde güçlü bir his vardı. Her dakika patlamalar bize doğru yaklaşıyordu. ‘Bir sonraki hedef biz miyiz?’ diye kendime soruyordum. Ve o anda çocuklarımı koruyamayacağım hissine kapıldım. Bu büyük bir suçluluk duygusuydu. Kendimi suçlu bir anne gibi hissettim çünkü çocuklarımı tehlikeden uzak tutamamıştım ve her geçen gün acı çektiklerini görüyordum. Hava giderek soğuyordu ve üzerlerinde hiçbir şeyleri yoktu. Bu şartlar altında kenti terk etmeye karar verdik.”

‘KIZIM BUNU OYUN SANIP GÜLÜYORDU’

Kiev’in kuzeybatısında bulunan Irpin’e gitmek için yola çıkan Kurilenko ve ailesinin kentin içinde bulunan parktan geçmeleri gerekmiş.

Tam o anda iki ateş arasında kaldıklarını söyleyen 46 yaşındaki kadın, “Biz parka girdiğimizde büyük bir çılgınlık başladı. Bombalar atılıyor, karşılıklı yoğun ateş açılıyordu. Hepimiz yere atladık ve başlarımızı kapattık. Etrafımızda patlayan şeyler ve uçuşan cam parçaları vardı” dedikten sonra şöyle devam ediyor:

“Metal parçalarının üzerinden yürüyorduk ki, yeniden karşılıklı ateş açıldı. Tam ortada kalmıştık ki, Ukraynalı bir asker küçük kızım Marina’yı kucaklayıp güvenli bir yere götürdü. Kızımın yanına ulaştığımda ise o bunun bir oyun olduğunu düşünüyor ve gülüyordu.”

The New York Times’ın “‘I Don’t Have the Right to Cry’: Ukrainian Women Share Their Stories of Escape” başlıklı yazıdan derlenmiştir.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.